Canım Yanıyor

Orman İşletme Müdürlüğünden görevlileri taşıyan  araç köyün  çayevinin önünde durdu.Araçtan inenler doğruca çay evine yöneldi.Çayevindekiler, gelenleri tanıdıkları her hallerinde belliydi.Onları ayağa kalkarak karşıladılar,”hoş geldiniz” dediler. Gelen konuklara çay söylediler.Konuklar çaylarını içerken Tota ve Belence bölgesinde “*tıraş kesim” yapılacağını söyledi.Sonra da orada bulunanlarla birlikte çayevinden çıktılar.Orman Köylülerini Kalkındırma Kooperatifine gittiler. Kooperatif yetkilileri ile yapılan görüşmede,kesimin nasıl yapılacağı ve fiyatı konusunda konuşup anlaştılar.Çalışmak isteyenlere belirli sayıda ağaç kesme işi verildi. Payına düşen ağaçları kesip teslim eden istediği zaman başka ağaçların da  kesimini yapabilecekti.

Orman İşletme Müdürlüğünden gelen görevliler gittikten bir hafta sonra,köye iki kişi daha geldi. Belence Köyü Orman Kalkındırma Kooperatifi  başkanını ve iki işçiyle birlikte Tota  orman alanına gittiler.Bölgede kesim yapılacak ağaçları belirleyip damgaladılar.

 Sıra kesim yapmaya geldi. Bir sabah  Belenceliler omuzlarında ağaç kesme makineleri, ellerinde baltalarla ormanın yolunu tuttular.

Köylüler kesim yapılacak yere gelince, ormanın içine çiçek özü arayan arılar gibi dağıldılar. Dağılanlar, ellerindeki numaraların yazılı olduğu kağıtlara göre, kendilerine ait damgalı ağacı bulmaya çalıştı.Ağacını bulan zaman kaybetmeden  ağaç kesme motorunu çalıştırdı.

Sabahın serinliğinde ilk çalıştırılan kesim motorunun sesi her taraftan duyuldu. Daha sonra diğer motorlardan çıkan sesler,ormanın kuş seslerini boğdu,kulakları sağır edercesine her yeri kapladı.

Toto orman alanını her yerinden sesler geliyordu.Yüz, iki yüz yıllık çam ağaçları; yukarıdan, aşağıdaki insanlara umarsızca baktılar.

 “Bu insanlar ellerindeki motorlarla, baltalarla yanımızda, yöremizde ne arıyorlar?” diye birbirine fısıldadı.

Tota Tepesi’nde çok yaşlı bir çam vardı. Orada, ondan yaşlı ağaç yoktu. Belki beş yüz, belki de bin yıllıktı.Onu tanıyan börtü böcek,kurt kuş,hayvanlar, insanlar ona Yaşlı Çam derdi. O bölgede,Orman İşletme Müdürlüğünde ki görevliler dahil herkes onu tanırdı. Zaman zaman onu görmeye gelenler bile olurdu. Ormancıların  ve avcıların adeta  geçiş noktasıydı Toto bölgesinde avlananlar,bu Yaşlı Çam’ın yanında  soluklanıp  dinlenmeden edemezdi.

Tıraş kesim: Kesim yapılacak bölgede bir tane ağaç bırakmamak üzere yapılan kesime verilen ad.

Yaşlı Çam’ın üstünde kuşlar, sincapla, tavşanlar yaşardı. Zorda kalan hayvanlar onun yanına gelir, dallarının arasında, gövdesinde kendine bir yer bulurdu. Onun dallarının arasında kendini güvencede hissederdi. Yaşlı Çam, yaşamı boyunca birçok hayvana barınak olmuştu. Şimdi de üzerinde yüzlerce canlı yaşıyordu. *

Kesim yapan işçilerden biri gelip Yaşlı Çam’ın yanında durdu. Onu etrafında dolaştıktan sonra,çevresini adımladı.Çevresi,tamı tamına on üç adım geldi. Elini gözlerine siper yapıp, gökyüzüne doğru, çamın dallarına baktı. Çamın dallarının büyüklüğünden, sıklığından gökyüzünde güneşi göremedi. Bu bölgenin en büyük çam ağacını keseceği ve bol miktarda odun yapacağını düşündükçe içini sevinç kapladı..

Kesim işçisi elinde tuttuğu kesim motorunu çalıştırdı. Yaşlı Çam’ın kökünü toprağa yakın yerden kesmeye başladı.

Soğuk demir, Yaşlı Çam’ın içine  girdikçe çamın da canı acımaya başladı, ama yarayı umursamadı. Bu demirin ucu, onun can damarına ulaşamadı. Kısa geldi.. Çam bu yaralanmayı da atlatacağını düşündü. Kesim motorunun uzun bıçağı çamın gövdesinden çıkarılınca, çam derin bir nefes aldı.

Tecrübeli oduncu işinin bilincindeydi. Bu seferde çamın kökünü başka bir yerden kesmeye başladı. Yaşlı Çam, oduncunun kararlı olduğunu anladı. Bu odun kesme makinesi karşısında âciz kaldı.

Tecrübeli oduncunun,elindeki kesim makinesinin hızarı,kökün büyüklüğü karşısında küçük kalıyordu. Oduncu,Yaşlı Çam’ın çevresinde adeta dans etmeye başladı.Hızarıyla çamın kökünü kesebildiği kadar kesiyor,sonra yerini değiştirip kesme işine başka yerden devam ediyordu.

Yaşlı Çam’ın yapacağı bir şey yoktu. Yavaş yavaş sonunun geldiğini düşündü. Can damarları kesilince canı yandı, büyük bir acı hissetti. Ne yapacağını şaşırdı. Sağa sola hafifçe sallandı. Kendine yardım edebilecek kimse yoktu. Zaten kimse de ona yardım edemezdi. Karar verilmiş; Orman İşletme Müdürlüğünden onun kesimi onaylanmıştı.

Yaşlı Çam kesilen yerinden öz suyunu, sular seller gibi akıttı. Çaresizdi. Son defa havayı kokladı.

  Havaya bolca oksijen verdi. Verdiği oksijenin bir kısmını da oduncu soludu. Oduncunun sigara dumanından kirlenmiş akciğerine bol oksijen girince  nefes alıp vermesi rahatladı. Bu yaşlı işçi ne zaman ormana gelse, nefes alıp vermesi rahatlıyordu.

Yaşlı Çam üzerinde yaşayan canlılara:

 “Hoşça kalın dostlarım, ben ölüyorum. Vücudumda saplı duran demir, benim can damarlarımı kesti. Ayakta durmakta zorlanıyorum. Toprakla bağımı kestiler. Köklerim gövdemi tutamıyor.” Diyordu ki büyük bir gürültü ile devrildi. Devrilirken yanında bulunan kendinden küçük çamlara tutunmak istedi. Onların dallarına asıldı. Onlar da yardım edip, Yaşlı Çam’ı ayakta tutamadılar. Yaşlı Çam yere düşerken tutunmak istediği çamların dallarını kırdı. Kendi dallarından da kırılanlar oldu. Düştüğü yerden bir toz bulutu yükseldi. Onun gövdesinde, dallarında yaşayan börtü böcek ne yapacağını şaşırdı. Bir kısmı yere düştü, bir kısmı ağaçta kalmayı başardı. Yere düşenler bilinçsiz devinimlerle sağa sola dağıldılar..

Yaşlı Çam yıkılınca da oduncu Hakkı’nın elindeki kesim makinesinin sesi dinmedi. Çam, yerde upuzun yatıyordu. Hakkı, geniş bir alanı kaplayan çamın, insanın gövdesinden kalın dallarını kesmeye başladı. Yaşlı Çam sanki ağlıyordu,dalların kesildiği yerden göz yaşı gibi su akıyordu. Gövdesinden ve dallarından akan öz su toprağı ıslattı.

Hakkı,çamın dallarının hepsini kesip ayırdıktan sonra; sıra gövdeyi parçalara ayırmaya  geldi. Yerde boylu boyunca yatan ağacı üçer metrelik bölümler hâlinde kesti. Ağacın gövdesi tam on beş bölüm oldu. Daha önce, gövdeden ayırdığı dalları da ikişer ve üçer metrelik bölümlere ayırdı.

Sonra, eline baltasını aldı. Baltasını ustalıkla kullanarak onun  kabuğunu soydu. Soyulan tomruklar güneşte parladı. Yaşlı Çam artık diğer orman canlıları gibi kayboldu. Onun yerinde şimdi koskocaman, devasa bir boşluk vardı. Belki de  hiçbir zaman doldurulamayacak bir boşluk…

Yaşlı Çam’ın kabuklarının soyulmasıyla kabuğun arasında barınan canlılar perişan oldular, evsiz, barınaksız kaldılar. Bazısı,kabuk soyulurken, baltanın keskin ağzı tarafında  par-çalandı,bazısı da oduncu Hakkı’nın ayaklarının altında ezilerek ormanın toprağına karıştı. Kalanlar da sağa sola dağılıp gitti.

Hakkı, Yaşlı Çam’ı kesip parçalara ayırdıktan sonra sıra ikinci çama geldi. Onu da kesmek için kesim motorunu eline alarak çalıştırdı. Yine kuşların hepsi uçup gitti. Sürüngenler başka yerlere koşarak girecekleri bir delik aradı. Delik bulanlar buldukları yere saklanırken, bulamayanlar, araştırmasını sürdürdü.

İlk günün sonunda kesimciler yorgun argın evlerine döndüler, yoruldukları için akşam erkenden yattılar. Gece,ormanı ve köyü sis gibi kapladı.Ay arada bir bulutların arasından gözüküp yeryüzüne gülümserken her şey gecenin koynunda uykuya daldı.

Günün ilk ışıklarıyla birlikte tomrukların kamyonlara yükleneceği yere ağaçları taşıyan  sürütmeciler geldi.Onlar tomrukları kamyonlara  yüklerken, kesimcilerin ağaç kesme motorlarında çıkan ses  yine  her yeri kapladı.Vadi tabanından,yamaçlardan  gelen motor sesi onca orman canlısını ürküttü,kaçırdı.